
Vize sürecinde yaşanan sorunların en başta iş dünyasını olumsuz etkiliyor, Bu sorun her türlü temasa engel olurken, ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi bakımından AB ile vize serbestisi için atılacak adımların her biri çok kıymetli.
Siyasi engellerin aşılarak Gümrük Birliği’nin güncellenmesi sürecinin bir an önce başlaması, bu açıdan da tarafların yararına olacaktır. Gümrük Birliği dolayısıyla Türkiye’nin AB’den 360 milyar dolarlık ticaret açığı oluştu, bu rakam tek başına “Made in EU” damgasını hak ediyor.
Başkan Zeytinoğlu başta AB ile ilişkiler olmak üzere güncel ekonomik gelişmeler hakkında da değerlendirmelerim şu şekilde:
TÜRKİYE AB’NİN 5. PARTNERİ
Türkiye’nin ihracatının yüzde 42,9’u AB’ye gidiyor ve bu ihracatın 3’te 2’si Türkiye’deki Avrupa yatırımı olan fabrikalardan çıkıyor.
Gümrük Birliği, Türk sanayini Avrupa ekonomisinin ayrılmaz bir unsuru haline getirmiş, AB’nin 5. ticari partneri konumuna ulaştırmış durumda.
2003–2025 döneminde Türkiye’ye gelen doğrudan yatırımların yüzde 59’u AB-27 ülkelerinden geldi.
2002 yılından bugüne de Avrupa kıtasının payı yüzde 72,5 olmak kaydıyla ülkemizdeki doğrudan yatırımı 148 milyar 831 milyon dolara ulaştı. Dolayısıyla Türkiye’nin üretim ve ihracat kapasitesinden AB yatırımcısı, tedarikçisi ve Avrupalı tüketici kazanmaktadır.
360 MİLYAR DOLARIN ANLAMI
Gümrük Birliği dolayısıyla Türkiye’nin AB’den 360 milyar dolarlık ticaret açığı oluşmuştur. Bu rakam tek başına “Made in EU” damgasını hak eden bir olaydır. Dolayısıyla Türkiye, “Made in EU” tanımının doğal bir parçası olmalıdır.
“Made in EU” sürecinin dışında kalmamamız, AB’nin üretimini koruması adına da çok değerlidir.
HAKSIZ REKABET
2005 yılından bu yana Türkiye’nin AB’ye katılım müzakereleri devam etmektedir. AB, Mercosur ve Hindistan gibi yeni nesil STA’larla AB pazarına erişimde gümrükleri kaldırmakta veya indirmektedir. Türkiye’nin STA’larda yer almaması önemli bir dengesizliğe sebep olmaktadır.
Bu ülkelerden gelen ürünler, AB üzerinden Türkiye pazarına girebilmekte, Ancak Türkiye, STA tarafı olmadığı için bu ülkelerde benzer imtiyazlardan yararlanamamaktadır.
Ayrıca AB pazarındaki rekabet de artmaktadır. Ticaret politikası ve yapısındaki bu değişimler, Türkiye-AB Gümrük Birliğinin güncellenmesi ihtiyacını daha da acil hale getirmektedir.
KARAYOLU GEÇİŞ ÜCRETLERİ
Bir diğer önemli sorunumuz kara yolu taşımacılığındaki kota ve geçiş ücretleridir. İKV bünyesinde yaptığımız çalışmaya göre kara yolu taşımacılığının tamamen serbestleştirilmesi, Türkiye–AB ticaret hacmini 3,5 milyar avro artırma potansiyeline sahiptir. Dolayısıyla siyasi engellerin aşılarak, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi sürecinin bir an önce başlaması iki tarafın da yararına olacaktır.
VİZE SORUNUNDAN İŞ DÜNYASI MUZDARİP
Türkiye, vize serbestlik sürecinin tamamlanması için şart koşulan 72 kriterden 66’sı yerine getirmiş olup, kalan 6 kriter tamamlanmamıştır.
Vize sürecinde yaşanan sorunlar en başta iş dünyasını olumsuz etkilemektedir. AB’deki muhatapları ile görüşme, toplantı, fabrika ziyareti, fuara katılma gibi temaslara engel oluşturmaktadır. Bu sürecin en kısa zamanda tamamlanacağını ümit ediyoruz.
ÇÖZÜM UMUTLARI ARTIYOR
Sayın Cumhurbaşkanımızın Gümrük Birliği’nin güncellenmesi konusunda Avusturya Başbakanı Şansölye Stocker’e; “Gümrük Birliği’nin Güncellenmesi ve vize serbestisi diyalogu başta olmak üzere AB’nin atacağı adımlar üzerine beklentilerimizi” söylemesini ve Cumhurbaşkanı Yardımcımızın da “Vize serbestisi için adım atılacağını” ifade etmesini önemli buluyoruz.
Biz de bugün üyelerimize vize kolaylığı konusunda önemli bir adım atıyoruz. Sayın Jérôme Baconin ve Ayşegül Arıcan Hanım’ın katkılarıyla Fransa’nın İstanbul Başkonsolosluğu ile Odamız arasında “Vize Kolaylığı Protokolü” imzalayacağız.
İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM ZORUNLU
Malumunuz, Türkiye’nin AB ile ilişkilerine yansıyan müzakere sürecinden gümrük birliğinin güncellenmesine kadar farklı platformlarda engel olarak karşımıza çıkarılan hususlardan biri Kıbrıs sorunu ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin AB üyesi olmasıdır.
1 Mayıs 2004 itibarıyla GKRY, tüm adayı temsilen AB üyesi yapılmış, Bu kurum KKTC’nin izole edilmesine yol açmıştır. Adada iki devletli çözüm en gerçekçi yaklaşım olup, barış ve istikrarı güvence altına almaktadır. Bu noktada AB’yi Kıbrıs’a ilişkin tek taraflı yaklaşımını terk etmeye ve realiteyi kabul ederek KKTC’nin varlığını tanımaya davet ediyoruz.
BÜYÜME (2026 – 2. ÇEYREK)
2. Çeyrekte ekonomi yüzde 2,3 büyüdü. Tarım sektörü yağış etkisi ile yüzde 13,3 büyürken, sanayi sektörünün büyümesi yüzde 2,4 olarak gerçekleşti. İnşaat sektörü deprem harcamalarının azalan etkisi ile yüzde 1,9 gerilerken devletin nihai tüketim harcamaları da yüzde 1,8 geriledi. Bu düşüş mali disiplin için olumlu oldu. Öte yandan Sanayi ve Teknoloji Bakanımız tarafından açıklanan 250 milyar TL büyüklüğündeki imalat sanayine yönelik finansman destek paketinin, önümüzdeki dönem büyüme rakamlarına olumlu yansımasını bekliyoruz.
YENİ OVP AÇIKLANDI
Bu arada yeni Orta Vadeli Program da açıklandı. Programda büyümeye sanayi ve ihracatın net katkısının sınırlı kalacağını görüyoruz. Enflasyonda güçlü düşüş hedefi öngörülürken OVP’de öngörülen dolar kurunun seyri TL’de reel değerlenmenin devam edeceğini gösteriyor. Büyüme-dezenflasyon ve rekabet gücü denkleminin aynı anda nasıl sağlanacağının üzerinde durmamız gerekecek.