
Seçim sürecinin tamamlanmasının ardından öncelikle sanayiciler olarak ‘yol haritasını’ güncelleyeceğiz.
Bu amaçla oda organları en geniş katılım ile bir araya gelecek, bu çerçevede yeni görüş ve önerilerin dile getirilmesine ortam sağlayacağız. Her zamanki gibi konsensüse dayalı bir yol haritası oluşturulacak.
Türkiye ekonomisinin ‘Orta Vadeli Program’ hedefleri çerçevesinde istikrar kazanmasının beklentilerin yönlendirilmesi bakımından önemine işaret etmek isterim. Başta kur ve faiz politikaları ile finansmana erişim olmak üzere reel sektörün etkilendiği değişkenleri yakından takip edeceğiz.
Sanayinin rekabet gücünün korunması ve artırılması için önlem alınması gerektiğine vurgu yapmak istiyorum. Küresel ekonomik konjonktürde de sınırlayıcı etkenler gündemdeki yerini koruyor, korumacı politikalar ivme kazandı.
AB’de ‘Made in EU’ başta olmak üzere ‘yerliliği’ önceleyen yeni ekonomi politikalar ile ABD’de korumacılığı ile Çin rekabetinin gündemdeki yerini koruyor. Geçen dönemde Kocaeli’de güçlü bir sanayi eko sistemi oluşturduk. Başarılı bir dönemi geride bıraktık. 20 milyon dolar değere sahip yeni oda binasına sahibiz. Oda hizmet kampüsümüz içinde yer alan ve Teknopark’a tahsis edilen binamıza ilişkin çalışmalara önümüzdeki dönemde devam edeceğiz. Kahramanmaraş merkezli ve 11 ili etkileyen deprem bölgesine çok önemli yardımlarımız oldu. Savunma sanayi şirketimiz KSS, artık önemli bir imalatçı haline geldi. Bununla birlikte Savunma Sanayi İl Buluşmaları, Match4Industry gibi programlarla ilimizde güçlü bir savunma sanayi ekosistemi oluşturduk. Binlerce üyemizin sorunu için AB fonlarıyla projeler ürettik, konumlarını güçlendirdik.
Artık önümüzdeki döneme ilişkin olarak müşterek meslek komitesi toplantısında vizyonumuz çerçevesinde taktik ve stratejik hedeflerimizi birlikte planlayacağız.
ÇİN İLE REKABET POLİTİKASI
Çin ile ekonomik ve ticari ilişkilere ilişkin değerlendirmesinde ‘yüksek dış ticaret açığı’na vurgu yapan, Çin’in yüzde 34’lere varan devlet desteklerine karşın Türkiye’deki destekler yetersiz kalıyor. Tedarik zinciri bağımlılığı riskinin altını çizmek istiyorum. AB’nin Çin’e karşı yeni nesil korumacı önlemlerinin Gümrük Birliği ortaklığına rağmen Türk şirketlerini de AB pazarında olumsuz etkiliyor.
Çin rekabetine karşı ‘rekabetçi kur politikası’ uygulanmalı. Ayrıca Türk sanayisinin yalnızca genel teşviklerle değil, Çin kaynaklı, sübvansiyonlu ve düşük fiyatlı ithalata karşı dış ticaret politikaları ve etkin koruma mekanizmalarıyla desteklenmesi, küresel ticaret dengelerinin değiştiği bu dönemde Türkiye’nin alternatif pazarlara yönelerek üretim ve istihdam yapısını güçlendirmesi gerekiyor.
GÜMRÜK BİRLİĞİ’NİN GÜNCELLENMESİ OLMAZSA OLMAZ
Türkiye-AB Gümrük Birliği’nin güncellenmesi artık ‘olmazsa olmaz’. Ülkemiz aday ülke olmasına karşın tam üyelik süreci çok hızlı bir şekilde ilerlemiyor. Yanı sıra AB’nin Mercosur ve Hindistan gibi yeni serbest ticaret anlaşmaları yapması bizim için oldukça önemli bir sorun haline geliyor. Çünkü biz bu STA’lar yapılırken masada oturmuyoruz. İleride bu ülkelerden gelecek mallar AB pazarından Türkiye’ye direkt vergisiz gelebilecek; ancak Türkiye ne Mercosur ülkelerine ne de Hindistan’a aynı şartlarda mal satamıyor olacak. Burada bir adaletsizlik olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle güncelleme kaçınılmaz.
YEŞİL VE DİJİTAL DÖNÜŞÜM
Yeşil Mutabakat, dijital dönüşüm ve karbonsuzlaşma süreçleri sanayi dünyasının en önemli gündem maddeleri arasında. Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyum sağlanamaması durumunda, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile olan Gümrük Birliği’nden elde ettiği kazanımların kaybedilmesi tehlikesi gündeme gelebilir.
SKDM
Avrupa Birliği’nin (AB) Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (Yeşil Mutabakat) süreçlerine uyum sağlamak Türk sanayisi için hayati öneme sahip. Sanayici yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve enerji maliyetleri karşısında yalnız bırakılmamalı. Bu çerçevede sanayide düşük karbonlu üretime geçiş ve teknolojik dönüşüm, bölgesel ve ulusal rekabetçilik açısından şart. Sanayinin dönüşüm sürecinde Avrupa Birliği fonlarının ve uluslararası finansman olanaklarının yerel sanayiciler tarafından aktif bir şekilde kullanılması da ayrı bir gereklilik.
VİZE SÜRECİNDEN İŞ DÜNYASI OLUMSUZ ETKİLENİYOR
Türkiye vize serbestliği sürecinin tamamlanması için konulan 72 kriterden 66 tanesini Türkiye gerçekleştirdi; kalan 6 kriteri ise maalesef tamamlayamadı. Vize sürecinde yaşanan sorunlar en başta iş dünyasını olumsuz etkiliyor. Türk firmaları AB ile fabrika ziyareti, fuara katılma gibi konularda önemli engellerle karşılaşıyor. Bu nedenlerle vize serbestliği ile ilgili atılacak adımların her biri ayrı bir önem taşıyor.
MADE IN EU’NUN ÖNEMİ
Türkiye 1996 yılında Gümrük Birliği anlaşması imzaladı. O günden bugüne serbest ticaret anlaşmalarıyla birlikte Türkiye 360 milyar dolarlık dış ticaret açığı verdi. Bu nedenle biz “Made in EU” damgasını hak ettiğimizi düşünüyoruz. Dolayısıyla Türkiye’nin “Made in EU” tanımının doğal bir parçası olduğunu vurgulamak istiyoruz. Burada AB yatırımlarının korunması adına da bunun çok önemli olduğunu düşünüyoruz.
SANAYİSİZLEŞME TEHLİKESİ
Yüksek faiz, baskılanan döviz kuru ve artan maliyetler nedeniyle sanayi çarklarının ağırlaşıyor. İmalat sanayisinin milli gelir içindeki payı geriliyor. Yatırım potansiyelini gösteren sermaye nalı üretiminden olumsuz sinyaller geliyor. Sanayi sektöründeki istihdam kaybı derinleştiği gibi sanayideki çalışan sayısı uzun süredir kritik sınırların altında kalıyor.
Sanayisizleşmenin önlenmesi için faiz indirimi, döviz kuru ve ihracat desteği, ithalat baskısı ve yüksek maliyetlere karşı koruma gerekiyor.
KAPASİTE KULLANIMI VE ÜRETİM
Sanayi tesislerinin performansındaki dalgalanma dikkat çekiyor. Sanayi üretimi ve kapasite kullanım oranları istikrarlı seyretmiyor. Yüksek teknolojide ürün üretim ve ihracatı da aynı şekilde.
KUR POLİTİKASI
Mevcut döviz politikaları ve döviz kurunun seviyesi nedeniyle Türk sanayicisinin küresel pazarlardaki rekabet gücü düştü. İhracatçılar maliyet artışlarına rağmen kur baskısı yüzünden fiyat tutturmakta zorlanıyor.
REEL SEKTÖR ÜZERİNDEKİ BASKI
Uygulanan sıkı para ve ekonomi programlarının süresinin uzamasının reel sektör üzerindeki baskıyı artırıyor. Yüksek faizler ve finansmana erişim sorunları baskıyı artırıyor.
OTOMOTİVDE RİSKLER
Kocaeli’nin lokomotif sektörü olan otomotiv ve yan sanayisindeki küresel veya dönemsel daralmalara yaşanabiliyor. Bu durumda otomotiv sektörüne yönelik olarak koruyucu/destekleyici tedbirler gerekiyor.
ATIL İŞGÜCÜ VE NİTELİKLİ İSTİHDAM
İşsizlik oranlarındaki düşüşleri olumlu karşılıyoruz. Ancak özellikle atıl işgücü oranındaki yüksekliğe dikkat çekmemiz gerekiyor. Sanayicinin ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücü eksikliği de ayrı bir sorun.
LOJİSTİK
Kocaeli özelinde lojistik altyapının güçlendirilmesi bölgesel ve ulusal ekonomik gelişmenin desteklenmesi bakımından da anahtar bir role sahip.