
Küresel ticarette korumacılığın dozu giderek artıyor. ABD ve AB’nin son uygulamalarının korumacılıktaki sertleşmeyi gösterdiğine dikkat çekmek istiyorum. Selektif teşvik politikalarının geliştirilmesi gerekliliğinin yanı sıra sanayimizin rekabet gücünü koruyacak ve ihracatçılarımızın yeni ticaret engelleri karşısındaki dayanıklılığını artıracak politikaları güçlendirmemiz gerekiyor.
KORUMACILIK ARTIYOR
Küresel ticarette artan korumacı politikaların devam ettiği günlerden geçiyoruz.
ABD, 60 ülkeye “zorla çalıştırma” kaynaklı Section 301 kapsamında yüzde 10 ila 12,5 oranlarında ilave gümrük vergisi getirdi. Türkiye menşeli ürünlere yönelik yüzde 12,5 ilave gümrük vergisi, ABD’ye tekstil, hazır giyim ve ayakkabı sektörlerinde ihracat yapan firmalar için ek maliyet baskısı oluşturacaktır.
Diğer taraftan Avrupa Birliği’nde de sanayiyi küresel kapasite fazlasına ve düşük fiyatlı ithalata karşı korumaya yönelik adımların devam ettiğini görüyoruz. Avrupa Komisyonu 30 Temmuz’da, mevcut çelik koruma düzenlemesinin ürün kapsamının genişletilmesine yönelik yeni bir inceleme başlattı. Koruma önlemlerinin kapsamının genişlemesi ihtimalini, başta demir-çelik olmak üzere sanayi sektörlerimiz açısından yakından takip etmemiz gerekiyor.
Görüyoruz ki; ABD ve Avrupa Birliği başta olmak üzere büyük ekonomiler, kendi üretim ve sanayilerini korumaya yönelik ticaret politikalarını daha güçlü şekilde devreye alıyor.
IMF ARAŞTIRMASI
Bu noktada sizlerle, IMF’nin 23 Temmuz’da yayımladığı “Sanayi politikası ve stratejik sektörlerde ticaret gerilimleri” Başlıklı çalışmadan birkaç önemli sonucu paylaşmak istiyorum.
2015-2023 ortalamasında sanayi desteklerinin mal üreten sektörlerde yaratılan katma değere oranı; Çin’de yüzde 1,8, ABD’de yüzde 1,3, Avrupa Birliği’nde yüzde 0,6, Türkiye’de ise yaklaşık yüzde 0,4, Asıl dikkat çekici fark, desteklerin hangi sektörlere yöneldiğinde ortaya çıkıyor. Yarı iletkenler, biyoteknoloji ve sanayi robotları gibi stratejik sektörlerde desteklerin katma değere oranı Çin’de yaklaşık yüzde 3,3, Türkiye’de yaklaşık yüzde 0,2. Diğer sektörlerde ise; Çin’de yaklaşık yüzde 1,2, Türkiye’de yaklaşık yüzde 0,5. Bu veriler, Çin’in sanayi desteklerinin, özellikle stratejik sektörlerde yoğunlaştırdığını gösteriyor.
Çalışmanın uzun dönemli model sonuçları da dikkat çekici. Yalnızca Çin’in 2015-2023 dönemindeki destek artışlarının etkisi dikkate alındığında; Çin’in stratejik sektör ihracatı, baz senaryoya göre yaklaşık yüzde 12 daha yüksek. Türkiye’nin stratejik sektör ihracatı yüzde 1,7 daha düşük. Türkiye’nin stratejik sektör ithalatı ise yüzde 0,6 daha yüksek hesaplanıyor.
Tüm ülkelerin aynı dönemdeki destek değişimleri birlikte değerlendirildiğinde ise; Türkiye’nin stratejik sektör ihracatı yüzde 2,7 daha düşük, İthalatı ise yüzde 1,4 daha yüksek hesaplanıyor.
KUR DESTEĞİ YETMEZ
Bu çalışma bize, küresel rekabette yalnızca kur, enerji ve işgücü maliyetlerinin değil; stratejik sektörlere verilen desteklerin ölçeği ve etkinliğinin de giderek daha belirleyici hale geldiğini gösteriyor.
Bir de tekrar hatırlatmak istiyorum; Çin ihracatçısına döviz bozdururken yüzde 34 destek veriyor. Bizde ise bu oran yüzde 3. Bu desteğin yüzde 10-15 oranına yükseltilmesi gerektiğini ilgili platformlarda dile getiriyoruz.
Bizim de sanayimizin rekabet gücünü koruyacak ve ihracatçılarımızın yeni ticaret engelleri karşısındaki dayanıklılığını artıracak politikaları güçlendirmemiz gerekiyor. Böylece aylık 30 milyar dolar ihracat seviyelerini ulaşılabilir bir hedef haline getirmeliyiz.
MERKEZ BANKASI TAVRI
Bildiğiniz gibi, Merkez Bankası 23 Temmuz’da faiz kararını açıkladı. Faizi yüzde 37 seviyesinde sabit tuttu. TCMB, jeopolitik gelişmelere bağlı artan belirsizliklerin enerji fiyatlarını yeniden yükselttiğine ve bunun enflasyon görünümüne etkilerinin yakından izlendiğine dikkat çekti.
Öte yandan, TCMB geçtiğimiz hafta, 2026 yılsonu enflasyon tahminini, %26’dan %28’e yükseltti.Ekonomi yönetiminin, Sıkı para politikasını yumuşatacak esneme adımlarına hazırlandığına ilişkin gelişmeleri, heyecanla bekliyoruz.
Son bir ayda dolar ve Euro’da yüzde 2 ila 2,5 bandında bir hareketlenme olduğunu görüyoruz. Reel sektör üzerindeki kur baskısının hafifleyeceğine inanıyoruz.
SANAYİ ÜRETİMİ
Sanayi üretimi haziran ayında aylık yüzde 0,1 artarken yıllık bazda yüzde 1,4 geriledi. İmalat sanayi üretimi aylık olarak değişmezken yıllık olarak yüzde 1,5 geriledi. Sermaye malı üretimindeki yüzde 4,8’lik ve yüksek teknolojili mal üretimindeki yıllık yüzde 20,3’lük düşüş dikkat çekti.
Yıllık bazdaki bu gerilemelerde, rekabet gücümüzü zorlayan kur baskısının etkilerini görürken, yüksek teknoloji üretimindeki yıllık yüzde 20,3’lük gerilemede ise, savunma sanayindeki proje bazlı ve sezonsal satışların etkili olduğunu söyleyebiliriz.
DIŞ TİCARET
İhracat temmuz ayında yüzde 2,9 artışla 25 milyar 621 milyon dolar olurken, ithalat yüzde 5,2 artışla 32 milyar 989 milyon dolar oldu. Dış ticaret açığı yüzde 14 artışla 7 milyar 368 milyon dolar olarak gerçekleşti. İhracat ve ithalat değerleri bugüne kadar temmuz aylarında ulaşılan en yüksek değerler oldu.
Bu arada mevcut kur seviyesi ithalatı teşvik ederken, ihracatçılarımızın rekabet gücünü zorlamaya devam ediyor.
Bu kapsamda, ihracatçılarımıza yönelik yüzde 3’lük döviz dönüşüm desteğinin 31 Ocak 2027 tarihine kadar uzatılması olumlu bir adım oldu. Temennimiz, az önce de söylediğim gibi oranının da artırılması yönündeydi.
Bununla birlikte, 1 Ekim itibarıyla yürürlüğe girecek olan uygulamadaki yenilikler kapsamında; desteğin katma değer esasına göre şekillendirilmesini ve döviz almama taahhüdü yerine döviz pozisyonuna dayalı sisteme geçilmesini ihracatçılarımız açısından olumlu buluyoruz.
İthalatta temmuz ayı ekonomik grup sınıflaması rakamlarına baktığımızda; temmuz ayında yatırım malları ithalatında yüzde 11,5 azalış, hammadde ithalatında yüzde 11,9 artış, tüketim malları ithalatında da yüzde 1,3 azalış görüyoruz.
CARİ AÇIK
Haziran ayında cari açık 4 milyar 194 milyon dolar olarak gerçekleşti. Cari açık 6 aylık dönemde 34 milyar 548 milyon dolar, yıllık dönemde ise 38 milyar 888 milyon dolar oldu. Haziran ayında hem ihracatta hem de ithalatta güçlü artışlar yaşanmıştı, ithalatın ihracattan daha hızlı artması dış ticaret açığını genişletti. Enerji açığındaki artış da cari denge üzerindeki baskıyı arttırdı.
Haziran ayında hizmetler dengesi 6,9 milyar dolar fazla vererek cari açığı sınırladı. Bununla birlikte, net seyahat gelirlerinin geçen yılın aynı ayına göre gerilemesi, baskılanan kurun etkilerinin dış ticaretin yanı sıra turizmde de hissedildiğini gösteriyor.
Ülkemizde deprem acıları yaşanmasın
17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. 17 Ağustos depreminde ve 6 Şubat 2023’te 11 ilimizi etkileyen depremlerde hayatlarını kaybeden vatandaşlarımızı rahmetle anıyorum. Depreme karşı her an hazırlıklı olmalıyız. Temennimiz ,ülkemizin bir daha böylesine büyük acılar yaşamaması.
Depremleri önleyemeyeceğimizi biliyoruz. Ancak kayıplarımızın önüne nasıl geçebileceğimizi biliyoruz.
Tam da bu noktada, afet ve acil durumlarda, sanayi kuruluşlarımız ile AFAD arasındaki haberleşmeyi güçlendirmek amacıyla yürüttüğümüz APELL Telsiz Sistemi’ne tekrar değinmek istiyorum.
Geçtiğimiz ay Meclis toplantımızda, Valiliğimizin koordinasyonunda, İl AFAD Müdürlüğü ile Odamız arasında İş Birliği Protokolü imzaladığımızı sizlerle paylaşmıştık. Protokol kapsamında yenilenen Özel Tehlike Kanalı Telsiz Sistemi’ne 36 firma ve kurumun entegrasyonu tamamlandı.
14 Ağustos itibarıyla, eski analog sistem kapatıldı ve telsiz çevrimleri yeni dijital sistem üzerinden gerçekleştirilmeye başlandı. Tüm üyelerimizi bu yenilenen sisteme katılmaya davet ediyoruz. Ayrıca bu sürece katkı veren Odamız Afet ve OSB Komisyonu üyelerine teşekkür ediyorum.
