2023’te Yeşil Dönüşüm, Dijitalleşme ve Sürdürülebilirlik gündemimizde olacak

 

2023’te Yeşil Dönüşüm, Dijitalleşme ve Sürdürülebilirlik’ Türkiye’nin gündeminde olacak. Jeopolitik gerilimler, yüksek enerji fiyatları ve enflasyon artışlarıyla birlikte küresel ticaretin zayıfladığı bir yıl oldu.  Gelişmiş ülkelerdeki para politikalarındaki sıkılaşma, toplam talebi kısmak suretiyle küresel büyümeyi sınırlandırdı. IMF’nin Ekim ayında yayınladığı Küresel Ekonomik Görünüm Raporu’nda küresel büyüme tahmini 2022 yılında yüzde 3,2 ve 2023 yılında yüzde 2,7 olarak öngörüldü.

Şubat ayının sonlarına doğru başlayan Rusya-Ukrayna savaşı bölgesel tedarik zincirlerinde kırılmalara ve enerji maliyetlerinde ciddi artışlara yol açtı. Rusya ve Ukrayna’nın önemli ölçüde tedarikçisi olduğu bazı hammaddelerin arzının tehlikeye girmesi fiyatları daha da arttırdı.

ABD ve Avrupa yaptırımlarının, Rusya’ya yönelik kapsamlı etkileri de, küresel hammadde stoklarının zaten sıkı olduğu bir dönemde, arzı kötü etkiledi.

Bununla birlikte, Türkiye’nin Avrupa Birliği tedarik zincirlerindeki konumunun önemi; pandemi ve ardından gelen Ukrayna savaşı sonrasında daha da arttı. Gerek savaş sonrasında ortaya çıkan tahıl sevkiyatı krizinin giderilmesinde, gerekse Rusya’nın gaz akışını kesmesi üzerine AB’nin alternatif kaynak arayışlarında Türkiye kritik bir aktör olarak öne çıktı.

Ayrıca, Yeşil Mutabakatın gerektirdiği enerji verimliliği ve sanayide dönüşüm ile ilgili olarak Türkiye’nin yenilenebilir enerjilerdeki potansiyeli, AB ile önemli bir işbirliği alanı oluşturmaya başladı.

Özellikle de 2022 yılının başında mevsimsel koşullardan kaynaklı doğalgaz tüketiminin artması ve yurt dışı arz kaynaklarından sağlanan doğalgaz kesintisi nedeniyle sanayinin gaz tedarikindeki yaşanan kesintiler, enerjide dışa bağımlılığımızın azaltılmasının ve yeşil mutabakata uyumun önemini bir kez daha gösterdi.

Türkiye ekonomisi, 2022 yılının ilk iki çeyreğinde sırasıyla yüzde 7,5 ve yüzde 7,6 büyüdü. İlk iki çeyreğe göre, üçüncü çeyreğin büyüme hızında, küresel ekonomideki yavaşlamanın etkisiyle, dış talep ve sanayide ivme kaybına bağlı olarak bir düşüş görüldü ve yüzde 3,9 büyüme gerçekleşti. İhracat, bu büyümede yine en büyük katkıyı sağladı.

İhracat, 2021 yılında yakaladığı artış trendini 2022 yılında da sürdürdü. Türkiye, aylık 20 milyar dolarlık ihracat eşiğini aşarak ihracatta güçlü bir performans gösterdi.

Bununla birlikte, 2023 yılına girerken ihracatımız açısından daha rekabetçi şartların oluşmaya başladığını görüyoruz. 2022 yılında; kur gelişmelerinin birikimli etkilerinin sürmesi, Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle artan enerji ve gıda fiyatları enflasyon artışını hızlandırdı.

Enerji ithalatçısı olan ülkemiz için petrol ve doğal gaz başta olmak üzere enerji fiyatlarındaki yükseliş, üretici fiyatları endeksindeki maliyet baskısını arttırmaya devam etti. Bununla birlikte kasım ayından itibaren döviz kurunun stabil devam etmesi ve baz etkisiyle enflasyondaki artış hızında yavaşlama görülmeye başlandı.

Ancak, 2022 yılında, kur ve emtia fiyatlarındaki gelişmeler ve enflasyonist baskılar, firmaların işletme sermayesi ihtiyacını ve finansal yükümlülüklerini de artırdı. 2020 yılında pandemi ile sarsılan küresel ekonomi, 2023 yılına jeopolitik gerilimlerin arttığı bir seyirde giriyor.

Önümüzdeki yıl küresel ölçekte yaşanmakta olan enflasyon ve bunun sonucunda ortaya çıkan parasal sıkılaşma eğilimi, küresel resesyon ve artan enerji maliyetleri başlıca riskler arasında yer alıyor. Bununla birlikte 2023 yılına girerken; yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve sürdürülebilirliğin artarak gündemimizde olmaya devam edeceği görülüyor.

AB Yeşil Mutabakatının getireceği yükümlülüklere uyum çalışmaları ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelim süreci hızlanarak devam edecek.

2023 yılında; AB’ye tam üyelik hedefimizden sapmadan, döngüsel ekonominin gereklerine uyarak, ihracat odaklı, verimli ve rekabetçi bir büyümenin gerçekleşmesini temenni ediyoruz.

BÜYÜME

2022 Yılı III. çeyrek büyüme oranımız yüzde 3,9 olarak gerçekleşti. Üçüncü çeyrekte, küresel ekonomideki yavaşlamanın etkisiyle dış talep ve sanayide ivme kaybı olurken, hizmetler sektörü katkıları ile tüketim tarafında hane halkı harcamaları öne çıkıyor.

Hizmetler sektöründe de geçen yıl pandemi nedeniyle turizm sektörünün daha yavaş olmasından, baz etkisinin de olduğunu düşünüyoruz.

En yüksek katkının hane halkı tüketiminden geldiğini görüyoruz. Harcamalardan ziyade üretim ve yatırımların katkısını önemsiyoruz. Yatırımlarda inşaattaki gerilemeye rağmen makine teçhizat yatırımlarındaki artış değerli.

Son çeyrekte yine küresel ticaretteki yavaşlamanın etkisiyle dış ticaretten büyümeye benzer katkı geleceğini söyleyebiliriz. Hizmet sektöründe ise, artış olacak bir dönem olarak düşünüyoruz. 2022 yılı genelini yüzde 5-6 büyüme ile kapatabileceğimizi düşünüyoruz.

DIŞ TİCARET

Kasım ayında ihracat yüzde 1,9 artışla 21 milyar 854 milyon dolara çıktı. Artış hızı yavaşladı ama en yüksek kasım ihracatı oldu. Kasım itibariyle on iki aylık ihracatımız 253,5 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Kasım ayında ithalat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 14 artışla 30 milyar 655 milyon dolar oldu.  *Yatırım (Sermaye) malları ithalatı yüzde 14,9, Hammadde (Ara mallar) ithalatı yüzde 11,0, Tüketim malları ithalatı yüzde 40,6 artış gösterdi. 2021 kasımı ayında 5,4 milyar dolar olan dış ticaret açığı yüzde 51,6 artışla 8 milyar 801 milyon dolara çıktı.

CARİ AÇIK

Ekim ayında cari açık 359 milyon dolar, yıllık cari açık 43 milyar 454 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu dönemde turizm gelirlerinde önemli bir artış yaşandığını ve cari açığı sınırladığını, hizmet gelirlerinin 6 milyar 702 milyon dolar, dış ticaret açığının da 6 milyar 463 milyon dolar olarak gerçekleştiğini görüyoruz.

Kasım ayında, turizm gelirlerinin katkısının artacak olmasına rağmen dış ticaret açığındaki artış cari açığa yansıyacağını düşünüyoruz.

REKABETÇİ KUR

Döviz kurları iki aydır stabil. Rekabetçi kur konusunda biraz daha desteklenmemiz gerektiğini düşünüyorum. Rekabetçi kur İhracatı desteklemesinin yanında, ithalatın azalması noktasında da önemli bir destek unsuru.

ENFLASYON

Enflasyon verilerine baktığımızda kasım ayında; TÜFE aylık yüzde 2,88 artışla yıllık yüzde 84,39 olarak gerçekleşti. ÜFE ise aylık yüzde 0,74 artışla yıllık yüzde   136,02 olarak gerçekleşti. Enflasyonda baz etkisiyle gerilemeler görülebileceğini bekliyorduk.

ÜFE’deki artışın yavaşlaması dünya piyasalarında enerji fiyatlarındaki yavaşlama ve dolar kurunun stabil devam ediyor oluşundan kaynaklandı.

Önümüzdeki birkaç ay daha hem ÜFE hem TÜFE’de geçen yılki yüksek oranlardan kaynaklı baz etkisinin devreye girecek olmasıyla gerilemeler görebiliriz.

KAPASİTE KULLANIMI

Kasım ayı kapasite kullanım oranı geçen yıla göre 2,2 puan, ekim ayına göre 1 puan gerileyerek yüzde 75,9 olarak gerçekleşti.

SANAYİ ÜRETİMİ

Sanayi üretimi ekim ayında aylık yüzde 2,4 yıllık yüzde 2,5 artış gösterdi. Avrupa’daki durgunluğa rağmen üretimde gerçekleşen bu artış olumlu. İmalat sanayinde aylık artış yüzde 3,7, sermaye malı üretim artışı yüzde 26,6, orta yüksek teknoloji mal üretimi yüzde 14,3, yüksek teknoloji mal üretimindeki artış yüzde 36,7 olarak gerçekleşirken sermaye malları ile yüksek teknolojili ürünlerdeki üretim artışını kıymetli buluyoruz.

İŞSİZLİK

İşsizlik oranı ekim ayında geçen yılın aynı ayına göre 1 puan gerilerken, eylül ayına gire 0,1 puan artışla yüzde 10,2 olarak gerçekleşti.  Eylül’den ekime istihdam edilenler 229 bin kişi, işgücüne katılanlar 287 bin kişi arttı. Ekim itibariyle toplam istihdam ilk kez 31 milyon 200 bin kişi düzeyine çıktı.

BÜTÇE GERÇEKLEŞMESİ

Bütçe kasım ayında 108 milyar 305 milyon TL fazla verdi. Gelirler yüzde 107,3 artışla 347 milyar 734 milyon TL, Giderler yüzde 76,4 artışla 239 milyar 428 milyon TL, Ocak-kasım bütçe açığı da 20,45 milyar TL olarak gerçekleşti.