KSO Yönetim Kurulu Başkanı Zeytinoğlu: -İş dünyası olarak KKTC’ye her türlü desteği vermeye hazırız

 

Kardeş ülke KKTC’nin Türkiye açısından milli davadır. İş dünyası olarak KKTC’ye her türlü desteği vermeye hazırız. KKTC’nin tarım, yeşil ekonomi ve yenilenebilir enerji alanlarında Türkiye’den daha fazla yatırım almasının sağlanması gerektiğini düşünüyorum. Kıbrıslı Türklerin güvenliği Türkiye’nin birinci önceliği. Ada’nın stratejik açıdan da öneme sahip. Özellikle Gazze’deki çatışmalar ve büyük güçlerin Ortadoğu’ya yönelik emelleri dikkate alındığında bölgenin önemi daha da belirginleşiyor.  Geçen sene ortaya atılan Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru gibi projelerin Doğu Akdeniz’in stratejik önemini daha da artırdığını biliyoruz. Son dönemde KKTC’de yabancıların ve özellikle belirli grupların emlak alımı ve inşaat sektörüne yönelik yatırımlarıyla ilgili haberler okuyoruz. Bu tür yatırımların arkasında bazı örtülü nedenlerin olması ihtimali bizleri endişelendiriyor.”

KKTC’nin tarım, yeşil ekonomi ve yenilenebilir enerji alanlarında Türkiye’den daha fazla yatırım alması sağlanmalı. İş dünyası olarak KKTC’ye her türlü desteği vermeye hazırız.

Kıbrıs sorunu Türkiye AB ilişkilerinin gelişimini de önlüyor. Bundan sonraki süreçte en makul çözümÜN iki egemen devletli bir çözüm olduğunu düşünüyorum.

Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin (GKRY) tek taraflı olarak 1990’da yaptığı AB üyelik başvurusu 2004 yılında sonuçlandı ve AB Kıbrıs Cumhuriyeti’nin temsilcisi sıfatıyla GKRY’yi üye olarak aldı. Profesör Mendelson gibi bazı otoritelerin de belirttiği üzere bu üyelik Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kuran antlaşmalara ve garantörlük sistemine aykırı idi.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın adada kapsamlı bir çözüm için önerdiği Annan Planı 24 Nisan 2004’te Kuzeyde ve Güneyde referanduma sunuldu. Referandum sonuçlarına göre KKTC yüzde 65 ile planı kabul ederken, GKRY yüzde 76 ile reddetti.

GKRY halkı referandumda planı reddetmesine rağmen, Güney Kıbrıs 1 Mayıs 2004 itibarıyla AB üyesi oldu. Çeşitli AB yetkililerinin pişmanlıklarını ortaya koyan açıklamaları ve verilen sözler zaman içinde unutuldu.

KKTC’nin uluslararası izolasyonlarının kaldırılacağına yönelik sözler tutulmadı. AB’nin doğrudan ticaret tüzüğü Kıbrıs Rum engeline takıldı. Türkiye 2005’te AB ile üyelik müzakerelerine başlasa da Kıbrıs meselesi hep bir engel olarak karşımıza çıkarıldı.

2006’da Genel İşler ve Dışişleri Konseyi Türkiye’nin Gümrük Birliğini GKRY de dahil tüm AB üyesi devletlere ayrımsız bir şekilde uygulamadığı gerekçesi ile müzakerelerde sekiz faslın açılmaması ve hiçbir faslın da kapatılmaması kararını aldı.

Bu doğrultuda gümrük birliği ile ilişkili olarak görülen; malların serbest dolaşımı, iş kurma hakkı ve hizmet sunumu serbestisi, mali hizmetler, tarım ve kırsal kalkınma, balıkçılık, taşımacılık, gümrük birliği ve dış ilişkiler fasılları açılamadı. 2009’da GKRY ek bazı fasılların açılmasını bloke etti.

Bunlar Türkiye-AB ilişkileri açısından da son derece önemli olan;  işçilerin serbest dolaşımı, enerji, yargı ve temel haklar, adalet, özgürlük ve güvenlik, eğitim ve kültür, dış, güvenlik ve savunma politikası fasılları idi.

Kıbrıs meselesi, Türkiye’nin AB müzakere sürecinin durmasına yol açan tek sebep olmasa da en önde gelen engeli oluşturdu.

Müzakerelerin dışında da Gümrük Birliğinin güncellenmesi, vize serbestliği, Avrupa Birliği ile savunma işbirliği, Avrupa Savunma Ajansı’na katılımı gibi konularda da Kıbrıs sorunu engel teşkil etmeye devam etti. GKRY’nin engellemeleri devam etti.

Kıbrıs adası açıklarında doğal gaz kaynaklarının bulunması adanın ekonomisi açısından olumlu bir gelişme olsa da, kıta sahanlığı ve deniz yetki alanlarındaki ihtilaf sebebiyle gerilimlere neden oldu. GKRY’nin adanın tümü üzerinde hak iddia etmesi Kıbrıslı Türklerin haklarını çiğneme çabaları Türkiye’nin girişimleri ile durduruldu.

Türkiye’yi dışarda bırakan ve Mısır, İsrail, Yunanistan, Güney Kıbrıs, İtalya ve Ürdün arasında imzalanan Doğu Akdeniz Gaz Forumu ABD’nin desteğini çekmesi ile rafa kaldırıldı.

Kıbrıs sorununa bir çözüm bulma çabaları son olarak 2017’de Crans Montana’da yapılan görüşmelerin de Yunanistan ve GKRY’nin tutumları sebebiyle kesilmesi ile başarısız oldu.

Son olarak BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar’ın süreci canlandırmaya yönelik olarak taraflarla görüşmeler yaptığını görüyoruz.

Federal veya konfederal bir çözümün imkansızlığı bizim açımızdan iyice anlaşıldı. İki devletli çözüm artık en makul olan yol olarak duruyor. Ancak bunun için uluslararası kamuoyunun desteğini almak ve KKTC’nin tanınmasını sağlamak önem taşıyor. KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’nda gözlemci üye olması bu açıdan değerli bir adım.

Türkiye-KKTC Ticaret Odası Forumu da; Türkiye ile KKTC arasındaki karşılıklı ticaret ve yatırım ilişkilerinin gelişimine destek olmak, Kıbrıs Türk Ticaret Odasının (KTTO), başta EUROCHAMBRES ve İslam Ticaret, Sanayi ve Tarım Odası ile ilişkiler olmak üzere, uluslararasılaşması sürecine katkı sağlamak amacıyla kurulmuştu. Bu çabalarımızı devam ettirirken KKTC ekonomisine olumlu katkısı olacak yatırımlar da desteklenmeli.”

Başkan Zeytinoğlu güncel ekonomik göstergelere ilişkin olarak da şu değerlendirmeleri yaptı:

İHRACAT-İTHALAT-DIŞ TİCARET

Ocak ayında ihracat yüzde 3,6 artışla 20 milyar 28 milyon dolar olarak en yüksek ocak performansı olarak gerçekleşti. İthalat yüzde 22 gerileyerek 26 milyar 201 milyon dolar oldu. Yatırım malları ithalatı değişmeyerek 3,7 milyar dolar olurken, ara mallar ithalatı yüzde 28,9 gerileyerek 19,2 milyar dolar oldu. Tüketim malları ithalatı ise yüzde 13,8 artışla 3,3 milyar dolar oldu.

ENFLASYON

Enflasyon verilerine baktığımızda ocak ayında yüzde 6,7 artan TÜFE yıllık bazda yüzde 64,86 olarak gerçekleşti. ÜFE ise yüzde 4,14 artışla yıllık yüzde 44,20 olarak gerçekleşti. Ocak ayı enflasyonunda yükseliş eğilimini bekliyorduk. Döviz kurlarındaki hareketlenme ve baz etkisiyle yıllık enflasyondaki yükselişin yılın ilk yarısına kadar devam edeceğini söyleyebiliriz.

Kocaeli Gümrüklerinden aldığımız verilere göre ocak ayında Kocaeli’den gerçekleşen ihracat yüzde 8,1 artışla 3 milyar 208 milyon dolar, ithalat ise yüzde 2,3 düşüşle 5 milyar 403 milyon dolar oldu. Ticaret Bakanlığı’nın, firmaların üretim yerleri esas alınarak hesaplanan ihracat istatistiklerinin ocak verilerine baktığımızda;

İstanbul’dan yapılan ihracat yüzde 0,3 gerileyerek 4 milyar 330 milyon dolar, Kocaeli ihracatı yüzde 12,5 artışla 2 milyar 504 milyon dolar, İzmir ihracatı yüzde 9,2 artışla 1 milyar 851 milyon dolar, Bursa ihracatı yüzde 6,4 artışla 1 milyar 275 milyon dolar, Mersin ihracatı ise yüzde 4,5 artışla 891 milyon dolar olarak gerçekleşti.

CARİ DENGE

2022’de 49,1 milyar dolar olan açık olan cari denge 2023’te 45 milyar 150 milyon dolar açık verdi. Aralık ayı cari açık ise 2,1 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Bir önceki yıla göre gerçekleşen iyileşmede; hizmetler gelirlerinin artan katkısı ve ithalattaki gerilemeyle, dış ticaret açığındaki azalmanın etkisini görüyoruz.

2022’de 49,6 milyar dolar olan hizmet gelirleri  2023’te 53,0 milyar dolar, 89,6 milyar dolar olan dış ticaret açığı 2023’te 86,5 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Ocak ayında da dış ticaret açığındaki gerilemenin cari dengeye yansıyacağını ve yıllık açıktaki gerilemenin devam edeceğini düşünüyoruz.

KAPASİTE KULLANIMI-SANAYİ ÜRETİMİ-İŞSİZLİK

Ocak ayı kapasite kullanım oranı Türkiye ölçeğinde yüzde 76,2 olarak gerçekleşirken geçen yıla göre yüzd e0,9 puan artmış oldu. Kocaeli’de kapasite kullanımı yüzde 0,3 puan artışla yıllık yüzde 70,7 olarak gerçekleşti.

Aralık ayında sanayi üretimi aylık yüzde 2,4, yıllık yüzde 1,6 olarak geçekleşti. Yıllık artışların alt kalemlerine baktığımızda; katma değerli üretim ve geleceğe yönelik yatırımları işaret eden sermaye malı üretimi, orta düşük ve orta yüksek teknolojili ürünlerdeki artışlar olumlu.

İşsizlik oranı aralıkta yüzde 8,8 olarak gerçekleşti. İşsizlik bir önceki yılın aynı ayına göre 1.5 puan, bir önceki aya göre yüzde 0,1 puan geriledi. Çalışabilir nüfus 46 bin kişi, işgücüne katılanlar  428 bin kişi, istihdam edilenler 399 bin kişi arttı.

Aralık itibariyle toplam istihdam sayısı 32 milyon 56 bin kişi olurken AB ülkelerine baktığımızda işgücüne katılım yüzde 75’ler mertebesinde. Bizde yüzde 53,5 olan bu seviyeyi attırmamız gerek diye düşünüyoruz. Bunun yanında, nüfusumuza oranla çalışan sayımızın da daha yüksek seviyelere ulaşmasını 50 milyon hedefine ulaşmasını hedeflemeliyiz. Burada, ülkemize yabancı sermaye çekilmesinin istihdama da katkı sunacağını biliyoruz.

BÜTÇE AÇIĞI

Bütçe ocak ayında 842,5 milyar TL açık verdi. Gelirler yüzde 113,5 artışla 617,2 milyar, giderler yüzde 139 artışla 767,9 milyar TL oldu.

Gelirler alt kalemleri vergi gelirleri yüzde 104,6 artışla  517,20 milyar TL olurken Giderler alt kalemlerine bakıldığında cari transferler yüzde 94,5 artışla 284,65 milyar TL olurken, mal ve hizmet alım giderleri yüzde 36,5 artışla 27 milyar TL, sermaye giderleri yüzde 82,7 artışla 18 milyar TL, borç verme yüzde 410 artışla 26 milyar TL olarak gerçekleşti.